Minecraft çılgınlığının bilinmeyen yüzü

4

Dünyanın en çok satan bilgisayar oyunu olarak rekorlar kıran Minecraft, milyonlarca çocuğu kendine hayran bırakmış ve bu popülerlik, vizyona giren “A Minecraft Movie” filmiyle yeni bir boyuta ulaştı.

Jack Black ve Jason Momoa’nın başrollerini paylaştığı bu yapım, izleyicilerle buluşurken, bilim insanları ve eğitim uzmanları, çocukların bu oyuna neden böylesine güçlü bir bağ kurduğunu araştırmış ve çarpıcı sonuçlara ulaştı.

Minecraft’ın sunduğu özgürlük, sosyal bağlar ve zihinsel gelişim fırsatları, bu dijital fenomenin sırrını açığa vurdu.

Minecraft, Mojang Studios tarafından piyasaya sürüldüğünden beri 238 milyondan fazla kopya satmış ve aylık 140 milyon aktif oyuncuya ev sahipliği yaptı.

Oyuncuların bloklarla sınırsız bir dünyada yapılar inşa ettiği bu oyun, basit görünümüne rağmen çocukların ilgisini uzun süre elinde tuttu.

Avustralya’daki Queensland Teknoloji Üniversitesi’nden dijital medya uzmanı Doç. Dr. Michael Dezuanni, Minecraft’ın başarısını çocukların öğrenme ve paylaşma isteğine bağladı.

Dezuanni, “Çocuklar, oyunda keşfettikleri teknikleri arkadaşlarıyla paylaştı ve bu, Minecraft’ı bir topluluk platformuna dönüştürdü. YouTube’da 70 milyondan fazla rehber video, bu sosyal dinamiği güçlendirdi” diye ifade etti.

Bilimsel araştırmalar, oyunun çocukların bilişsel gelişimine olan etkisini de doğruladı.

Oxford Internet Enstitüsü’nden Dr. Andrew Przybylski’nin yürüttüğü bir çalışma, Child Development dergisinde yayımlanmış ve Minecraft’ın problem çözme yeteneklerini geliştirdiğini gösterdi.

Przybylski, “Çocuklar, oyunda karşılaştıkları zorlukları aşmak için strateji geliştirdi ve bu, okul başarılarını olumlu etkiledi. Hatalardan ders çıkarma süreci, onların dayanıklılığını artırdı” dedi.

Araştırma, oyunun “akış durumu” adı verilen yoğun odaklanma halini tetiklediğini ve bu durumun çocukları saatlerce ekran başında tuttuğunu ortaya koydu.

Minecraft’ın sunduğu sınırsız özgürlük, uzmanlar tarafından bir diğer çekim noktası olarak görüldü.

Stockholm Üniversitesi’nden oyun tasarımı profesörü Jesper Juul, oyunun “açık dünya” yapısının çocuklara hitap ettiğini belirtti.

Juul, “Minecraft, çocukları belirli bir senaryoya zorlamadı; aksine, onlara kendi kurallarını belirleme şansı verdi. Bu, fiziksel dünyadaki oyun alanlarının dijital bir uzantısı gibiydi” diye konuştu.

Çocuklar, tıpkı Lego parçalarıyla oynar gibi, bu sanal dünyada kendi hikayelerini inşa etmiş ve bu özgürlük, oyunu vazgeçilmez kıldı.

Sosyal bağlar da Minecraft’ın cazibesinde büyük rol oynadı. ABD’deki Radboud Üniversitesi’nden gelişim psikoloğu Dr. Isabela Granic, oyunun çok oyunculu modunun çocuklara işbirliği yapma fırsatı sunduğunu vurguladı.

Granic, “Çocuklar, arkadaşlarıyla birlikte kaleler inşa etti, görevleri paylaştı ve bu, empati ile takım çalışması becerilerini geliştirdi” dedi.

Londra Üniversitesi’nden psikolog Dr. Linda Papadopoulos ise oyunun cinsiyet farklarını aşan bir çekiciliğe sahip olduğunu ifade etti. Papadopoulos, “Erkek çocuklar kadar kız çocuklar da Minecraft’a yöneldi. Oyun, toplumsal cinsiyet kalıplarını zorlayan bir alan sundu” yorumunu yapmıştı.

Ebeveynler için Minecraft, hem bir eğitim aracı hem de bir endişe kaynağı oldu.

Przybylski’nin Oxford çalışması, dengeli bir oyun süresinin çocuklara zarar vermediğini, hatta bilişsel faydalar sağladığını göstermiş olsa da, Amerikan Pediatri Akademisi’nin 1-2 saatlik ekran süresi önerisi sıkça tartışıldı.

Queensland’deki bir ankete göre, 3-12 yaş arası çocukların %54’ü erkek, %32’si kız olmak üzere Minecraft oynamıştı ve bu, oyunun evrensel çekiciliğini kanıtladı.

Minecraft’ın Hollywood’a uzanan yolculuğu, bu oyunun yalnızca bir eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda çocukların hayal gücünü, sosyal becerilerini ve problem çözme yeteneklerini besleyen bir platform olduğunu gözler önüne serdi.

Uzmanlar, Minecraft’ın çocukluk çağının dijital bir yansıması olarak tarihe geçtiğini belirtirken, bu sanal dünyanın etkisi uzun yıllar konuşuldu.

Mehmet Şimşek