Afrika ülkeleri isyan etti: Dünya haritasını değiştirin!

Dikkatinizi çekmiş olabilir, dünyanın kutuplarına yakın olan en kuzey ve en güneydeki ülkeler, örneğin Rusya ve Kanada, haritalarda devasa boyutlarıyla dikkat çeker.

Bu ülkeler yüz ölçümü olarak gerçekten büyük olsa da, harita üzerindeki oranları çok abartılıdır. Buna karşı ekvatora yakınlaşan ülkelerin boyutları da haritada küçük görünür. Ekvator çizgisindeki bir ülkeyi alıp haritada daha kuzey bir noktaya götürseniz, ülkenin çok daha büyük çizilmesi gerekir.

Bunun sebebi ise, küre şeklindeki gezegenin karalarını deforme etmeden dikdörtgen bir haritaya çizmenin çok zor olmasıdır.

Şimdi ise Afrika Birliği’nin (AU) girişimiyle hız kazanan “Correct the Map” (Haritayı Düzeltin) kampanyası, uzun süredir kullanılan ama coğrafi gerçekliği çarpıtan Mercator haritasının yerine, daha doğru oranlar sunan Equal Earth projeksiyonunun kullanılmasını teşvik ediyor.

Mercator projeksiyonu, 16. yüzyılda denizcilik navigasyonu amacıyla geliştirilmiş olsa da, kara kütlelerinin gerçek boyutlarını çarpıtarak göstermesiyle eleştiriliyor.

Harita, özellikle kutuplara yakın bölgeleri aşırı büyütürken ekvatora yakın kıtaları olduğundan daha küçük gösterdiği için büyük yanılgılara sebep olabiliyor. Örneğin, bu haritaya göre Grönland ile Afrika neredeyse aynı boyutta görünürken, gerçekte Afrika, Grönland’ın yaklaşık 14 katı daha büyük. Ayrıca günümüz haritalarında, ABD, Avrupa gibi dünya siyasetinde baskın olan ülkeler olduğundan çok daha büyük görünürken, ekvatora daha yakın ülkelerin dünyada çok az yer kapladığı algısı oluşuyor.

Bu durum, medyadan eğitim sistemlerine kadar geniş bir alanda Afrika’yı görsel ve zihinsel olarak önemsizleştiren bir algı oluşturdu. AU, bu stereotipi kırmak adına “Correct the Map” kampanyasını destekleyerek, dünya üzerindeki önde gelen kuruluşların Equal Earth projeksiyonunu benimsemeleri çağrısında bulundu.

Equal Earth, 2018 yılında Bernhard Jenny, Tom Patterson ve Bojan Šavrič tarafından geliştirilen ve kara kütlelerinin gerçek büyüklüğünü mümkün olduğunca koruyan bir projeksiyon yöntemi. AU bu projeksiyona geçişi, yalnızca coğrafi doğruluk adına değil aynı zamanda kıtanın dünya üzerindeki “hak ettiği yerini” yeniden tanımlamak adına tarihsel bir adım olarak görüyor.

Bu yeni dünya haritası, tüm dünyada kabul görür mü, onu da zaman gösterecek…